Parlamento Önünde Bir Kahve Molası

Öğretmenlikten Siyarete Bir Geçiş: Yanlış Anlaşılan Tesadüflerin Mikrokozmosu

Yirmi yıldır sınıfın önünde duruyor ve her yeni ders zilinin çalmasıyla birlikte zihnimin arka planında sirenler çalıyor sanki. Bu sirenlerin çoğu, anlatılan dersin içeriğiyle değil; o dersin ödevini teslim etmeyen öğrencinin geç kalmış olması ya da bir kavramın sınıfta yaratılan tartışma potansiyeliyle ilgili oluyor. Sanki okul, mikrokozmos olarak en iyi laboratuvarımızdı ve bizler de bu deneyin hem gözlemcileri hem de gönüllü denekleri olduk. İşte benim o günkü gözlemlerim, en parlak mantıkla bile açıklanamayan 'tesadüfler'in, aslında ne kadar da sağlam birer örgü dokuduğunu gösteren küçük bir vaka çalışması.

Geçtiğimiz hafta, okul müdürlüğünün zorunlu tuttuğu bir proje kapsamında öğrencilerden kendi mahallelerini, yerel yönetimlerin bu topluluk üzerindeki etkisini incelemelerini istedik. Bu ödev, teorik olarak yerel yönetimlerin işleyişine dair bir mikro-analiz sunmalıydı. Teoriyi en iyi uygulamaya dökmek gerekse de, pratikte karşımıza çıkanlar hep böyledir: kusursuz bir kaotik kaos.

Bir grup öğrenci, mahallelerindeki çöp toplama düzeninin aksaklıklarını tespit etmişti. Başlangıçta bu, basit bir hizmet aksaklığı gibi görünüyordu; ulaşım planlamasındaki küçük bir hata, belediye ile site yönetimi arasındaki iletişim kopukluğu. Ancak o gruptaki birkaç analitik zihin, bu basit aksaklığı alıp, onu daha büyük bir döngünün ilk belirtisi olarak okumaya başladı. Bu benim de çocukluğumdaki o "bir damla göle düşer" diyerek başladığım düşünme süreciyle paraleldi.

İşte bu noktada, benim öne sürdüğüm o "öğretmen gözlemciliği" rolü devreye giriyor. Eğer bu öğrencilerin bunu bir kağıt üzerindeki ödev olarak sunduğunu düşünürsek, bunlar sadece münferit olaylardır; basit bir yönetimsel başarısızlık. Ancak ben bu durumu, daha geniş sosyo-politik bir çerçeveye oturtmaya çalıştığımda, o basit çöp toplama aksaklığı bile bir gösterge haline geliyor. Bir sistemdeki en ufak kopukluk, eğer onu incelerken doğru kavramsal mercek kullanılırsa, tüm sistemin potansiyel kırılganlığını ifşa eder.

Bu durum, bana o anki politik tartışmaların veya büyük ölçekli ekonomik döngülerin bile özünde bu kadar küçük, gözden kaçan parçalardan oluştuğunu hatırlattı. Bizler, büyük resmi görmek isteyenler olarak, çoğunlukla o bütünleşmeyi bekleriz. Sanki her şeyin birbiriyle kusursuzca senkronize olduğu büyük bir saat mekanizması vardır. Oysa çoğu zaman, o büyük sarkaçlar arasındaki uyumsuzluk, en küçük dişlinelerin ilk takıldığı andadır.

Dolayısıyla, o proje raporundaki çöp kutusuyla ilgili tespitler, benim için sadece bir ödev teslimi değildi. Olaraksını kaydettim; sistemin bütünlüğünü anlamanın yolu, her zaman en gösterişli karar mekanizmasından değil, aksine en basitleşmiş ve en görünmez görünen döngülerden geçiyor. Ve bu, ister bir anayasa maddesi olsun, isterse mahallenizin geri dönüşüm kutusu; her iki durumu da analiz eden bir zihnin kaçınılmaz sonucudur sanırım. Sabır, bu incelemede en önemli erdem oluyor; çünkü her şeyin bir zaman çizelgesi vardır ve bu çizgiyi kaydetmek gerekiyor.