Rastgelelik Miti ve Kurumsal Hafıza: Her Şey Bir Bağlantı Noktasında Buluşur
Kahve telvesini karıştırırken bazen de öyle anlar oluyor ki, bütün o kaotik süreçler, sanki gökyüzündeki gezegen hareketleri gibi bir düzenin altındaki titreşimler oluyor. Buraya kadar gelmiş olmak, yani bu kaosu deneyimlemiş olmak, benim için yeni bir karşılaşma gibi değil; daha çok uzun süredir devam eden karmaşık bir denklemin parçalarını yeniden toplamak gibi. Okuyucularım, benim için "rastgele" olarak etiketlediğiniz çoğu olay, benim dönemimde sadece belirli bir hızla gerçekleşen, ancak sistemin gözünden bakılınca birbirine dolanmış iplikler oluyor.
Öğretmenlik mesleği bazen bana büyük bir sabır öğretti ama aynı zamanda beni en çok da "rastlantısallığın" cazibesine karşı uyarmaya zorladı. Ortaokul öğrencileri, hayatın ilk büyük mekaniklerini kuruyorlar; birbiriyle çatışan beklentiler, öğrenme hızları ve sosyal baskılarla dolu bir mikrokozmos. Bir gün, fen bilgisi dersinde basit bir deney yapıyorduk; iki farklı hızla gelen cisimleri gözlemlemek. Eğer bu cisimlerin çarpışması tamamen rastlantısal olsaydı, sonuçlar her seferinde aynı olmazdı. Ama bazen öyle bir kritik eşik oluyor ki, o beklenmedik çarpışma, o küçük sapma sayesinde tüm sistemin kendini yeniden kalibre etmesini sağlıyor.
İnsanlar, özellikle büyük sosyal veya ekonomik döngüleri izlerken, olayların birbirinden tamamen bağımsız olduğu yanılgısına düşüyorlar. "Bu kriz neden şimdi oldu?", "Bu başarı tesadüf müydü?" gibi sorularla geliyoruz. Ve çoğu zaman, cevap "rastlantı" olarak geçiştiriliyor; oysa bu, en tembel analizin ürünüdür.
Benim üzerinde durduğum nokta ise şu: Gerçek rastgelelik, bu tür büyük ölçekli insan sistemlerinde nadiren birincil kuvvettir. Olayların çoğunda, bizler sadece kritik uyaranı görüyoruz; bu uyaranın oluştuğu önceki tüm mikro-durumlar, o kadar yoğun ve birbirine bağlıdır ki, onları bir bütün olarak görmek gerekir. Bir anayasa maddesinin neden o şekilde yazıldığı gibi düşünün; basit bir kelime seçimi, yüzlerce yıllık geleneğin ve o dönemin toplumsal beklentilerinin hesaplanmış bir sonucu veya bilinçaltı izdüşümüdür. Oysa biz bunu, o anki okuyan için sadece "bir kelime seçimi" olarak görüyoruz.
Sessizdeki Algoritmalarımız Var
Bu durumu, yerel yönetimlerdeki karar alma süreçlerine adapte edebiliyorum. Bir imar planının tamamen anlık bir vizyondan doğduğunu düşünmek, kağıt üzerindeki tüm maliyet analizlerini ve paydaş görüşmelerini yok saymaktır. Her karar, mevcut kaynakların (maddi, beşeri ve hukuki) o anki en iyi kombinasyonunu zorla ortaya çıkarma çabasıdır. Eğer bu kombinasyonu kurmakta bir 'gürültü' değil de bir hesaplama varsa, o gürültünün doğası da hesaplamanın parçalarıdır.
Bu yüzden söylüyorum: Bir sonraki büyük çöküş ya da ani sıçrama gördüğünüzde, sadece sonucu değil, ona ulaşan tüm o görünmez ivme vektörlerini aramaya çalışın. Rastlantı, sadece konuyu kapatmak için kullandığımız zarif bir lüks olabilir; gerçek ise, sabırla dinlenmeyi bekleyen o görünmez mühendisliktir. O bilinmeyen bağlantıyı kurduğunuzda, gördüğünüz şey tesadüf değil; sadece sistemin bütünlüğünü fark ettiğiniz andır.